Küba’da, Afrika kökenli halkın 4 asır boyunca maruz bırakıldığı kölelikle ilgili müze, UNESCO himayesinde, ziyaretçilere kapısını açtı.
Küba Ulusal Enformasyon Ajansı (AIN) tarafından yapılan açıklamada, müzenin baÅŸkent Havana’ya 170 kilometre uzaklıktaki Matanzas kentinde, 18. yüzyılda inÅŸa edilmiÅŸ San Severino Kalesi’nde açıldığı belirtildi.
Müzenin açılışı Küba Kültür Bakanı Abel Prieto ile UNESCO temsilcisi Olabiyi Babalola Joseph Yai tarafından yapıldı.
1503 ile 1873 arasında 1,5 milyona yakın Afrikalı, baÅŸta ÅŸeker kamışı tarlalarında olmak üzere, köle olarak çalıştırılmak amacıyla Küba’ya getirilmiÅŸti.
Edirne’de bulunan Selimiye Camii ve çevresi Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeye hazır.
Osmanlı döneminin en önemli mimari yapılarından biri olan ve Mimar Sinan’ın ‘ustalık eserim’ dediÄŸi Selimiye dünya markası olma yolunda.
Edirne Belediyesi tarafından iki yıldan bu yana sürdürülen çalışmalarda son aÅŸamaya gelindi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile UNESCO’nun istediÄŸi bütün ÅŸartların gereÄŸi en ince ayrıntısına kadar yerine getiriliyor.
 Bu kapsamda Selimiye Camii ve çevresinde bulunan diÄŸer tarihi eserler, aÄŸaç ve bitki türleri envanteri çıkarıldı. Bölgenin yeraltı ve yer üstü özelliklerini belirten ayrıntılı rapor hazırlandı. Son olarak Edirne Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü alanda bulunan aÄŸaç türlerini belirleyerek numaralandırmasını yaptı. Bütün ayrıntıların dikkate alındığı çalışmalar tamamlanarak bir dosya haline getirilip Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığı ile UNESCO’ya gönderecek. Dosya’nın Eylül ayında UNESCO tarafından deÄŸerlendirmeye alınması bekleniyor.
Edirne Belediye BaÅŸkan Yardımcısı Namık Kemal Döleneken, Selimiye ve çevresinin Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmesi için iki yıldan beri hazırlık yaptıklarını söyledi.
 Çalışmaların son aşamaya geldiğini kaydeden Döleneken, daha önce listeye alınan eserin sadece kendi özelliklerinin dikkate alındığını, ancak bundan sonra eserle birlikte çevresinin de dikkate alınacağını ifade etti.
 Döleneken, “Bir eserin listeye alınması için gerekli çalışmalar en ince ayrıntısına kadar yapılıyor. UNESCO’ya baÅŸvuru sırasında herhangi bir eseri tek başına götüremiyorsun. Selimiye elbette çok önemli bir yapıdır. Ancak UNESCO’nun kuralı gereÄŸi eserin çevresinde bulunan her ÅŸeyin belirtildiÄŸi bir dosyanın hazırlanması gerekiyor. Bu nedenle çalışma sırasında alandaki bütün binalar, aÄŸaçlar yani bu bölgede ne varsa bütün hepsinin belirtilmesi lazım. Bunun için bölgede ne varsa hepsinin envanteri çıkartılıyor. Sadece toprağın üzerindeki deÄŸil altındakinin de envanteri çıkarılıyor. Alt yapı olarak ne var, hangi kurumun ne tür tesisatı var. Nereden geçiyor. Nerede trafo var, nerede telekomünikasyon ile ilgili noktalar var. Bunların hepsi tek tek tespit ediliyor. Bunların hem paftaları hem de bilgileri dosyaya konuluyor. Bu kadar ayrıntılı ve ciddi bir rapor.” dedi.
Hazırlıkların tamamlanma aÅŸamasına geldiÄŸini anlatan Namık Kemal Döleneken, “Raporumuzu AÄŸustos ayında bitirip Kültür ve Turizm Bakanlığı’na göndereceÄŸiz. Bakanlık da dosyayı UNESCO’ya gönderecek.” Diye konuÅŸtu.
 Edirne’nin Dünya Kültür Mirası Listesine alınacak alanı Selimiye’nin arkasındaki TaÅŸodalar, Saray Hamamı’ndan baÅŸlayarak Üç ÅŸerefeli camii, Sokullu Hamamı, Mekedonya Kulesi, AlipaÅŸa Çarşısı, Kervansaray, Eski Camii, Halk EÄŸitim Müdürlüğü’nün bulunduÄŸu alanı kapsıyor.
Herkesi şaşırttı!
Ünlü İtalyan ressam Leonardo Da Vinci’nin baş yapıtı olarak bilinen “Mona Lisa†tablosunun çıplak versiyonu şans eseri gün yüzüne çıktı. Fransa’da 100 yıl bir kütüphanede bulunan “üstsüz†Mona Lisa sanat dünyasında büyük heyecan yarattı. Arkasında 1845 tarihli notta, “Mona Lisa’nın portresi, 1’inci Francis’in metresi, Leonardo Da Vinci†yazılı portre dünyanın en önemli resimlerinden biri olan Mona Lisa’ya inanılmaz benzerlik gösteriyor. Uzmanlara göre, İtalyan ressam, ünlü eserini çizmeden önce Mona Lisa’yı birçok kez farklı biçimlerde resmetti. Bu çıplak tablo da onlardan biri. Resim daha sonra Napolyon’un amcası Kardinal Joeph Fesch tarafından satın alındı ve bu zamana kadar Fransa’da bir kütüphane duvarına asılı olarak bekledi. Da Vinci uzmanı İtalyan Alessandro Vezzosi, “Kadın Mona Lisa’ya çok benziyor. Bakışı, oturuşu, arka fon, ünlü tabloyla uyum sağlıyor. Bu Mona Lisa’nın çıplak hali olabilir†diye konuştu. Tablo şimdi, teknolojik aletlerle incelenecek.

Adana BüyükÅŸehir Belediyesince düzenlenen 16. Altın Koza Film Festivali’nde, ödüller sahiplerini buldu. En büyük ödül iki filme gitti.
Åžebnem Dönmez’in sunuculuÄŸunu üstlendiÄŸi Merkez Park Amfi Tiyatro’daki ödül töreninde, uzun metrajlı ulusal film yarışması ile öğrenci filmleri yarışmasında dereceye girenlere ödülleri verildi.
Festival kapsamında, Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması’nda ”En İyi Film Ödülü”nü, Aslı Özge’nin yönetmenliÄŸini yaptığı ”Köprüdekiler” ve yönetmenliÄŸini Pelin Esmer’in yaptığı ”11′e 10 Kala” filmleri paylaÅŸtı.
Festivalde yönetmenliÄŸini Orhan Eskiköy ve Özgür DoÄŸan’ın yaptığı ”İki Dil Bir Bavul” filmi Büyük Jüri Yılmaz Güney Özel Ödülü ve ”SİYAD En İyi Film Ödülü”nü aldı.
Mahmut Fazıl CoÅŸkun, ”Uzak İhtimal” adlı filmle ”En İyi Yönetmen” ödülünü elde ederken, aynı filmde rol alan Nadir Sarıcabak ”En İyi Erkek Oyuncu”, Görkem Yeltan ise ”En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne deÄŸer görüldü.
Uzun Metrajlı Ulusal Film Yarışması’ndaki diÄŸer ödüller ise şöyle belirlendi:
-Adana İzleyici Jürisi En İyi Film Ödülü : Momo-Kızkardeşim (Atalay Taşdiken),
-En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Özgür Eken ”Süt” ve ”Pus” filmi ile Ercan Özkan
-En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Serdar Yılmaz (Gölgesizler)
-En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü: Tülin Özen (Vicdan)
-En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Mustafa Uzunyılmaz (Momo-KızkardeÅŸim) ve Osman Sonant (Pandora’nın Kutusu)
-En İyi Senaryo Ödülü: Pelin Esmer (11′e 10 Kala )
-En İyi Müzik Ödülü: Nail Yurtsever (Dilber’in Sekiz Günü)
-En İyi Kurgu Ödülü: Franc Nakache (Pandora’nın Kutusu)
-Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Asiye Dinçsoy (Hayatın Tuzu)
-Umut Veren Genç Erkek Oyuncu Ödülü: Melih Selçuk (Süt)
-”EN İYİ STÜDYO ÖDÜLÜ” İPTAL EDİLDİ-
Tüm ödülleri açıklayan Jüri BaÅŸkanı ve ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan, festivaldeki ”En İyi Stüdyo Ödülü”nün jürinin oy birliÄŸiyle aldığı karar sonucu iptal edildiÄŸini belirtti.
Gecede ayrıca, ”Akdeniz Ülkeleri Uluslararası Kısa Film Yarışması” ve ”Öğrenci Filmleri Yarışması”nda dereceye girenlere ödülleri verildi.
Festival jürisine Nuri Bilge Ceylan başkanlık yaparken, jüride sinema oyuncuları Meltem Cumbul, Özgü Namal ve Bulut Aras, yönetmen Özcan Alper, senarist-yazar Füruzan, müzisyen Mazlum Çimen, görüntü yönetmeni Uğur İçbak ve sinema yazarı-akademisyen Prof. Dr. Zeynep Tül Akbal yer aldı.
Törende ödülleri Adana Valisi İlhan Atış, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak ve törene katılan konuk sanatçılar tarafından verildi.
Sanatçı Ferhat Göçer de tanınmış film müziklerinin yer aldığı bir konser verdi.
Festival kapsamında ”En İyi Film Ödülü”ne 250 bin TL, ”Yılmaz Güney Ödülü”ne 50 bin TL ve ”En İyi Yönetmen Ödülü”ne 50 bin TL, ”En İyi Senaryo Ödülü”ne 15 bin TL, ”En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü”ne 15 bin TL ve ”En İyi Müzik Ödülü”ne 15 bin TL, ”Adana İzleyici Jürisi En İyi Film Ödülü”ne 50 bin TL verileceÄŸi belirtildi.
150 yıl yaÅŸamak, pek çoÄŸumuza göre bir hayal olsa da Profesör Mihail Tombak’a göre bu mümkün.
150 yıl yaÅŸamak… Pek çoÄŸumuza göre bir hayal olsa da Profesör Mihail Tombak’a göre bu mümkün. Uzun yıllar Moskova SaÄŸlık Bilimleri Merkezi’nin baÅŸkanlığını yapan Tombak’ın kaleme aldığı 150 yıl YaÅŸayabiliriz adlı kitap saÄŸlıklı ve uzun yaÅŸamanın sırlarını anlatıyor. Bedenimizdeki saÄŸlıklı ve hastalıklı hücre dengesi hastalıklıların lehine bozulduÄŸu zaman yaÅŸlanır ve hastalanırız. YaÅŸlanmayı durdurmak için bu dengeyi deÄŸiÅŸtirmek gerekiyor.
Uygun koÅŸullar yaratıldığı takdirde hücrelerimiz yedi yılda kendini tümüyle onarabiliyor. Böylece daha uzun ve saÄŸlıklı yaÅŸamak da mümkün oluyor. Kitapta omurgamızdaki kaymaların yarattığı hastalıklardan hatalı nefes almanın yarattığı sorunlara, bedenin iç temizliÄŸinin öneminden beslenmeye birçok konu yer alıyor. İşte uzun ve saÄŸlıklı bir ömür için bazı ipuçları…
BUZU ERİTİP İÇİN
Maden suları bedenimizin özümseyemeyeceği bazı tuzlar ve maddeler içerir. Bunlardan bazıları vücuttan atılamaz ve eklemlerde deformasyonlara yol açabilir. Bu nedenle bir ay maden suyu kullandıktan sonra üç, dört ay maden suyu tüketmemeliyiz. Buzdan elde edilen su hücrelerimizde bulunan su ile aynı yapıdadır. Suyu bir tencereye koyup kapağını kapatın. Buzlukta iki, üç saat tutun. Buzluktan çıkardıktan sonra buzu kırın ve altındaki suyu tüketin. Ya da tamamen buz tuttuktan sonra erimeye bırakıp bu suyu için. Bu tür su bedeninizdeki sağlıksız birikintileri, yaşlı ve ölü hücreleri temizler.
Tatlı yedikten sonra ardından bol miktarda çiğ sebze tüketin. Böylece sindirim sisteminizin yavaşlamasını engelleyebilirsiniz. Saf tereyağı yüksek kolesterole neden olmaz. Tereyağını saflaştırmak için 250 gr tereyağını tencereye koyup üzerine bir bardak su ekleyin. Yavaş yavaş bir saat kaynatıp soğumaya bırakın. Katılaşınca üzerindeki suyu dökün. Bu işlemle tereyağındaki bütün katkı maddeleri suya karışıp atılmış olur.
BEDENİNİZİ TEMİZLEYİN
Bedeninizi ağır metallerden temizlemek için yarım bardak keten tohumunun üzerine bir buçuk litre kaynar su dökün. Kısık ateşte iki saat pişirin, soğuduktan sonra süzün. Gün boyu bu suyu için. Bu tedaviyi yılda bir kez iki hafta süreyle uygulayın.
Vücudunuzdaki zehirli maddelerden kurtulmak için sabah aç karnına ya da akşam yemeğinden üç saat sonra ağzınıza bir yemek kaşığı bitkisel yağ alın. (ayçiçeği ve fıstık yağı kullanmayın) Bu yağı ağzınızın ön kısmında tutup şeker emermiş gibi 25-30 dakika emin. Daha sonra yağı tükürün. Bu yöntem sonunda kendinizi daha canlı ve sakin hissedeceksiniz, daha iyi uyumaya başlayacaksınız. Akut hastalıklar iki, üç hafta içinde iyileşecektir. Kronik hastalıklarda bu süre ayları bulabilir.