Kaçırıp, zorla seks yaptırıyorlardı
Samsun’da internet yoluyla tanıştıkları kiÅŸilere kendilerini kadın olarak tanıtan ve buluÅŸma yerinden kaçırdıkları kiÅŸileri erkek erkeÄŸe oral sekse zorlayıp çektikleri görüntülerle ÅŸantaj yaptıkları iddiasıyla yargılanan 11 sanık, toplam 299 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Samsun Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Åžubesi ekipleri, yaklaşık 2 yıl önce yaptığı operasyon kapsamında yakalanan ve 11′i tutuklu bulanan 15 sanığın yargılanmasına Ankara 11 Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Suç iÅŸlemek amacıyla örgüt kurmak, tehdit, ÅŸantaj ve gasp yöntemi ile para sızdırdıkları iddiası yargılanan çete üyeleri Erol Arslan (25) 58 yıl, Ufuk Öztürk (22) 57 yıl 10 ay 15 gün, Åženol Kargı (22) 41 yıl 25 gün, Emrah Uysal (23) 57 yıl 11 ay 15 gün, Erinç Alev (21) 1 yıl 40 gün, Samet Özcan (22) 10 yıl 4 ay 2 gün, Serkan Özcan (22) 28 yıl 9 ay 15 gün, Ugur Sarıözkan (22) 10 yıl 4 ay 2 gün, Mehmet Cansev (34) 10 ay, Orhan Çetinkaya (23) 30 yıl ve Hüseyin Ekiz (21) 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılırken, 4 kiÅŸi beraat etti.
Olay, maÄŸdur olan 4 kiÅŸinin Samsun Cumhuriyet BaÅŸsavcılığı’na ÅŸikayette bulunması üzerine ortaya çıkmış, baÅŸsavcının talimatı doÄŸrultusunda Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Åžube Müdürlüğü ekipleri, Özel Hareket Åžube Müdürlüğü ekiplerinin de yardımıyla çok sayıda eve operasyon düzenlemiÅŸ, olayla ilgili olarak 15 kiÅŸi gözaltına alınmıştı. İnternette bazı kadınlara ait fotoÄŸrafları kendi kendi fotoÄŸrafları gibi gösterip kendini kadın olarak tanıtan erkek çete üyeleri, kandırdıkları erkeklere randevu verip buluÅŸma yerlerinden kaçırıyordu. Kaçırdıkları kiÅŸilere erkek erkeÄŸe oral seks yaptıran çete üyeleri, bu olayı da kameraya kaydediyordu. Görüntüleri CD’ye aktaran çete üyeleri, bu kiÅŸileri serbest bıraktıktan sonra para sızdırmak için çekilen görüntülerle ÅŸantaj yapıyordu.
Ünlü sanatçı bakın hangi şarkıya klip çekti.
Göksel Avrupa Müzik’ten çıkardığı “Mektubumu Buldun mu?” isimli albümünün ilk klibini çekti. “Dudaklarında Arzu” isimli unutulmayan ÅŸarkı eski Türk filmlerini aratmayacak.
1970′lerin hit olmuÅŸ ÅŸarkılarından “Dudaklarında Arzu”ya Büyükada’da klip
çeken Göksel, izleyen herkesi nostaljik bir yolculuğa çıkaracak. Kemal
BaÅŸbuÄŸ’un yönetmenliÄŸini üstlendiÄŸi klip, eski Türk filmlerini aratmayacak
özellikte…
16 mm film formatında çekilen klipte Göksel, 1950 model kırmızı üstü açık
bir otomobile biniyor. Klip Göksel’in çıkış ÅŸarkısı olan “Baksana Talihe”nin
introsuyla baÅŸlıyor. Ancak sanatçı sevenlerine tam bu noktada sürpriz yaparak otomobildeki radyonun istasyonunu “Dudaklarında Arzu”nun çaldığı kanala getiriyor ve bu keyifli klip baÅŸlıyor.
Çekimleri 3 gün süren klipte Göksel, Büyükada’nın eÅŸsiz güzelliÄŸinde zaman
zaman nostaljik otomobiliyle, zaman zaman bisiklete binerken bazen de salıncakta sallanırken görülüyor. Tatlı anılara doğru yolculuğa çıkaracak klip müzik kanallarında gösterilmeye başladı.
Dünyanın ilk helal gıda sertifikasını veren Amerika Helal Vakfı (AHF) Başkanı Mohammad Mazhar Hussaini, gıdalardaki en büyük sorunun jelatin ve alkol olduğunu söyledi.
Dünyadaki ilk helal sertifikası programını 1970′lerde Amerika’da kuran Hindistan asıllı Hussaini, helal gıda konusunda son yıllarda ciddi mesafeler alındığını ancak hâlâ Müslümanlar arasında gerekli hassasiyetin gösterilmediÄŸini belirtti.
Mohammad Mazhar Hussaini, 1973 yılında Amerika’da gıda ve beslenme üzerine üniversite tahsili yapan ve gıdalar konusunda kendini geliÅŸtirmiÅŸ bir bilim adamı. Üniversiteyi bitirdiÄŸi yıllarda baÅŸta Amerika olmak üzere tüm Batı ülkelerinde Müslümanların gıda konusunda, özellikle de etler noktasında büyük sorunlar yaÅŸadığını kaydeden Hussaini, milyonlarca Müslüman’ı doyuran Batılıların o yıllarda hiçbir İslamî deÄŸeri gözetmediÄŸini hatırlatıyor.
 Uzun çabalar sonucunda Amerika’ya helal gıda kavramını kabul ettiren Hussaini, 36 yıldır helal gıda konusunda çalıştığını ve neredeyse tüm Müslüman ülkelerinde bu konuyla ilgili onlarca konferans verdiÄŸini aktarıyor. Hussaini, helal gıda konusunda ilk önce bir kitap yazar.
 Bu kitap Amerika’da olayın baÅŸlangıç noktası olur. Kitabın ilk nüshası 1976′da çıktığında Müslümanların zihninde ciddi soru iÅŸaretleri belirir. Kitapta birçok gıdanın helal olmayan yönleri eleÅŸtirilmiÅŸtir. Ancak kitapta gıdalar konusundaki tenkitlere mevcut çözüm yolları da sunulması insanları etkilemiÅŸtir.
 Helal gıda konusuna girdiÄŸi ilk yıllarda pek fazla destekçi bulamayan hatta çevresindeki insanlarca eleÅŸtirilen bilim adamı, zamanla kabul görür ve birçok gıda ÅŸirketinin akıl hocalığını yapar. Hussaini, “Mevcut olanı eleÅŸtirmek kolay. Önemli olan çözüm üretebilmek, imkansız gibi görünen meselelere çıkış yolları getirmek.
 Ben gıda ürünlerinin helal daire içinde de tüketiciye sunulabileceÄŸini ÅŸirketlerle paylaşıyorum.” diyerek İslamî beslenme kavramının Müslümanlar arasında yaygınlaÅŸması gerektiÄŸinin altını önemle çiziyor. 80′li yıllarda sertifika verme konusunda çalışmalarını yoÄŸunlaÅŸtıran Hussaini, ilk önemli tepkiyi Yahudi gıda denetçisi KoÅŸer’den görür.
Müslümanların, ehli kitabın kestiÄŸini yiyebileceÄŸi ÅŸeklinde dünyada bilerek yayılmış bir kanaat oluÅŸturulduÄŸuna deÄŸinen Hussaini, “Batılılar gıda sektörüne Müslümanların bilerek girmesine engel oluyor. ÖrneÄŸin diyorlar ki ‘Müslümanların mezbaha kurmasına gerek yok. Biz bu iÅŸi sizin için yapıyoruz. Bizim kestiÄŸimizi tüketin’ yaklaşımındalar. Böylece Müslüman üretici sayısı artmıyor.” ÅŸeklinde konuÅŸuyor.
Helal sertifikası sayesinde Amerika’nın, Arap ülkelerine milyonlarca dolarlık et ihraç ettiÄŸine dikkat çeken Hussaini, konuyla ilgili ÅŸu noktalara temas ediyor: “Bizler onlara helal sertifika olayını ayrıntılarıyla sunduk. Gayet sıcak baktılar. Çünkü helal sektörü tüketecek ciddi bir pazar vardı karşılarında. KeÅŸke bunu yapabilecek bir Müslüman ülke olsaydı.
Åžu an Amerika’da 300′ün üzerinde helal gıda üreten ÅŸirket var. Bu konuda ülkeniz daha hassas davranmalı. Bu büyük pastadan Amerika, Kanada, İngiltere devasa paylar alıyorlar. Müslüman alemine gıda satıyorlar. Bunu Türkiye neden yapmasın?”
İlk sertifikaları etlerle ilgili vermeye başladıklarını anlatan Hussaini, Müslümanların en büyük sorunlarının başında jelatin ve alkol geldiğini ısrarla ifade ediyor. Gıdaların içine domuz jelatini katıldığını ve birçok yemeğin, tatlının ve içeceğin içinde alkolün kullanıldığını belirtiyor.
Ayrıca ürünlerin raf ömrünü uzatmak için kullanılan katkı maddelerinin de saÄŸlık açısından ilerleyen yıllarda sorunlar oluÅŸturacağını ifade eden Hussaini, Amerika’nın helal gıdaya uymayan gıdaların saÄŸlıksız olduÄŸunu keÅŸfetmiÅŸ durumda olduÄŸunu, verdiÄŸi ÅŸu örnekle anlatıyor: “Son yıllarda Amerika’da organik tarım artmış durumda. Her ÅŸeyin katkısız ve doÄŸal olanı aranıyor.
Ayrıca Coca Cola otomatlarının okullarda kullanımı yasaklandı. Bilim adamları saÄŸlık yönünden ‘kola’ya zararlı diyor. Çünkü kolalı içeceklerin içinde normal ÅŸeker yok. 20-25 kat daha fazla konsantre edilmiÅŸ ÅŸeker kullanılıyor. Vücuda son derece zararlı bir içecek, ayrıca bu tarz kolalı içeceklerin çoÄŸunda akışkanlık düzeyini artırmak için mutlak alkol kullanılıyor.”
Global milli gelirin yüzde 15’ine sahip gelişmekte olan 4 büyük ülke Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin (BRIC), ortak çıkarlarını korumak için dün ilk kez bir araya geldi.
Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) tahminine göre 2050 yılında dünyanın en büyük ilk 5 ekonomisinden 4’ünü BRIC ülkeleri oluşturacak. Dün Rusya’da bir araya gelen BRIC ülkeleri, global krize karşı ortak hareket etme ve ülke çıkarlarını koruma konularını masaya yatırdı. Uluslararası Para Fonu’nda (IMF) yüzde 9’luk ağırlığa sahip olan BRIC ülkeleri IMF’deki ağırlıklarını artırmak ve daha fazla oy hakkına sahip olmak istiyor. BRIC ülkelerinden Hindistan ve Çin, Birleşmiş Milletler’de (BM) de daha fazla söz sahibi olma hedefinde. Bundan sonraki dönemde bir araya gelecekleri açıklanan BRIC ülkelerinin ikinci toplantısını G-8 Zirvesi’nin yapılacağı İtalya’da gerçekleştirmesi bekleniyor.
Yeni rezerv para lazım
Rusya’da yapılan BRIC zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Dmitry Medvedev, Rusya’nın ABD Doları’nın yerine alacak global bir rezerv para birimi oluşturulması görüşünü tekrarladı. Medvedev, BRIC liderlerine yaptığı konuşmada “Uluslararası para sisteminin güçlenmesi, öncelikle bölgesel rezerv para birimleri oluşturulmasını, daha sonra bir uluslararası para birimini gerektiriyor†diye konuştu.
BRIC ülkeleri, ulusal para birimlerini güçlendirerek, bunları potansiyel global rezerv para birimleri haline getirmeyi istiyor. Kremlin’in baş ekonomi danışmanı Arkady Dvorkovich, “Şu an için bir rezerv para birimi seçmek imkansız, ancak aralarında rublenin de yer aldığı bazı para birimleri daha çekici yapılabilir. Eğer bunu yaparsak, BRIC para birimlerinin rezerv para birimi haline gelme şansları olur†dedi.
Yeni bir çalkantı istemiyoruz
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in karşılıklı birbirlerinin tahvillerini alarak ve para birimlerini takas ederek dolara olan bağımlılıklarını azaltmayı değerlendirdiklerini söyleyen Dvorkovich, “Şu anda ihtiyacımız olan son şeyin finansal piyasalarda yeni bir çalkantı olduğunu biliyorsunuz. Biz de dahil olmak üzere kimse dolara zarar vermek istemiyor. Bu konudaki yaklaşımımız sorunun nüanslarını bütün incelikleriyle tartışmaktır. Dünya ekonomisi para birimi konusunda belirsizlikte kalmamalı. Kremlin’in global rezerv para birimi konusundaki tavrı ihtiyatlı†diye konuştu.
BRIC tanımı ilk kez Goldman Sachs analisti Jim O’Neil tarafından 2001 yılında kullanılmıştı. Dünya ekonomisinin yüzde 15’ini gerçekleştiren BRIC ülkelerinin bu yılki global büyümenin yüzde 70’ini gerçekleştirmesi bekleniyor.
Küba’da, Afrika kökenli halkın 4 asır boyunca maruz bırakıldığı kölelikle ilgili müze, UNESCO himayesinde, ziyaretçilere kapısını açtı.
Küba Ulusal Enformasyon Ajansı (AIN) tarafından yapılan açıklamada, müzenin baÅŸkent Havana’ya 170 kilometre uzaklıktaki Matanzas kentinde, 18. yüzyılda inÅŸa edilmiÅŸ San Severino Kalesi’nde açıldığı belirtildi.
Müzenin açılışı Küba Kültür Bakanı Abel Prieto ile UNESCO temsilcisi Olabiyi Babalola Joseph Yai tarafından yapıldı.
1503 ile 1873 arasında 1,5 milyona yakın Afrikalı, baÅŸta ÅŸeker kamışı tarlalarında olmak üzere, köle olarak çalıştırılmak amacıyla Küba’ya getirilmiÅŸti.